Lida Turkiye Resmi Pazarlama Ofisi - Kunming Dali Trade Co. Ltd.

Lida

Lida 30 kapsül isimli ürün hakkında geniş, aydınlatıcı bilgiler ve yönlendirmeler içerir.

Lida
15 May

ÇOCUKLARDA EPİLEPSİ NASIL TANINIR?

Ülkemizde 700.000 epilepsi hastası bulunduğu tahmin ediliyor. Zamanında tanı konulması özellikle çocuklar için çok önemli. Çocuklar hem kendisini ifade edemiyor ve korkularını yansıtamıyor hem de eğitim hayatları bundan dolayı aksadığı için uyumsuzluk problemleri yaşıyorlar. Özellikle çocukluk çağında kısa süreli donuk bakışlar, çocuğun yaptığı işi bırakıp birkaç saniye boyunca boş bakması, bu sırada yalanma, yutkunma, ağzı şapırdatma hareketleri epilepsi işareti olabiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi (ASM) Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Türker Şahiner, her 100 kişiden birinde görülen epilepsiyle ilgili soruları yanıtladı.

Epilepsi nasıl oluşur?

Beyin büyük bir elektriksel devre gibi çalışır. Epilepsi, bu devrelerin bir yerinde adeta kısa devre oluşması gibi anormal deşarjların açığa çıkmasıdır. Bu anormal elektriksel deşarj beynin hangi bölgesinde çıkıyorsa, beynin o bölgesiyle ilgili bulgular veren bir hastalıktır. Deşarj hareket merkezindeyse kol kasılabilir, hafıza merkezindeyse halüsinasyona neden olabilir, işitme merkezindeyse işitmeyle ilgili nöbete yol açabilir.

Hastalıkta genlerin rolü var mı?

Hastalığın kalıtsal bir yönü var ama bugünkü verilerle bütün genleri bilmiyoruz. Hatta kalıtsal olduğu bilinmesine rağmen aynı ailede her kuşakta görülmeyebiliyor. Dolayısıyla kalıtsal olduğuna eminiz ama her zaman kanıtlayamıyoruz.

Genetik olmayan epilepsiler hangileri?

Genetik olmayan epilepsiler yaşam içinde kazanılan (edinsel) nedenlerle oluşuyor. Beyindeki damarların yumaklaşması, balonlaşması, anevrizma gibi beynin normal yapısını bozan damarsal değişikliklerle olabilir. Ayrıca çeşitli nedenlerle küçük bir kanamanın beyin dokusunu bozup nöbet yaratması ya da tümörler olabilir. Şeker koması, üre koması gibi metabolik koma hali de beynin normal çalışmasını etkilediği için nöbetlere yol açabilir. Bunların dışında en sık edinsel neden, travmalardır. Geçirilmiş herhangi bir şiddetli kafa travması yaklaşık iki yıl sonrasına kadar epilepsi nöbetlerinin sebebi olabilir.

Küçük nöbet, büyük nöbet nedir?

Epilepside bilincin açık olduğu ya da bilincin tam olarak kapandığı nöbetler var. Bilincin açık olduğu nöbetler çeşitli duyumsama nöbetleridir. Bunlar görmeyle ilgili duyusal bozukluklar, işitmeyle ilgili duyusal bozukluklar, hareketle ilgili duyusal bozukluklar olabilir. Gözünüzün önüne çok canlı bir hayalin gelmesi, kaynağı belli olmayan bir müzik melodisi işitmeniz, kolunuzun birkaç saniye boyunca uyuşması, tutmaması gibi duyusal belirtiler olabilir. Bilincin kapalı olduğu nöbetleri tanımak daha kolay; hasta bilincini kaybeder, düşüp bayılır. Bazı hastalarda bilincin açık olduğu ya da kapalı olduğu nöbetlerin her ikisi birden olabilir. Yani aynı hasta hem duyusal bozukluklar hem de bilincinin kapandığı nöbetler geçirebilir. Hastalar bunu küçük nöbet – büyük nöbet olarak tarif ediyor.

Çocuklarda kısa süreli donuk bakışlara dikkat!

Çocuklarda epilepsi nasıl belirti gösterir, nasıl tanı konulur?

Epilepsi hastalarında en önemli sorunlardan biri özellikle küçük nöbetlerde (bilincin kapanmadığı) duyumsamaların iyi ifade edilememesidir. Bunlar çocukluk çağlarında başlı başına problemdir. Çünkü çocuklar hem ifade edemiyor, korkularını yansıtamıyor hem de eğitim hayatları bundan dolayı aksadığı için uyumsuzluk problemleri yaşıyorlar. Çocuklarda özellikle temporal lobdaki (şakak bölgesi) nöbetler çok zengin bulgular veriyor. Bu bölgeler işitsel ve görsel belleğimizin yer aldığı bölgelerdir.

Özellikle çocukluk çağında kısa süreli donuk bakışlar, çocuğun yaptığı işi bırakıp birkaç saniye boyunca boş bakması, bu sırada yalanma yutkunma, ağzı şapırdatma hareketleri, elleriyle ufak tefek kontrolsüz hareketler yapması, daha uzun süre nöbetlerde adeta birisiyle konuşuyormuş, hareketle karşılık veriyormuş gibi davranışlarda bulunması, anlatması gibi. Ayrıca hep aynı tip korkular yaşayan, geceleri sık sık çığlık çığlığa uyanan, okulda her şey normal giderken birden okul başarısı düşen veya başından beri okul başarısı hep düşük olan, sosyal uyum problemleri gösteren çocukların, epilepsi riskinin değerlendirilmesi açısından çocuğun nöroloji uzmanına gösterilmesi gerekiyor.

Çocuklarda yüksek ateşin epilepsiye yol açma riski var mı?

Temporal lob içinde “hippocampus” dediğimiz, bellekle ilgili faaliyetlerin yoğunlaştığı, denizatına benzeyen bir bölge vardır. Yüksek ateşli dönemlerde bu bölgedeki doku bozulabiliyor ve bu da epilepsi nöbetlerine yol açabiliyor. Rakamlara baktığımızda temporal lob epilepsisi, tüm dünyada çocuklarda ve yetişkinlerde en fazla görülen epilepsi tipi. Ancak ateşi yükselen, havale geçiren her çocuk mutlaka epilepsi hastası olur diye bir kural yok. Çocuklar epilepsi nöbeti olmaksızın da yüksek ateş sırasında kısa süreli bayılmalar yaşarlar, bazen kasılmalar olur. O sırada morarırlar, soluksuz kalırlar ve birkaç saniye sonra ağlayarak açılırlar, renkleri düzelir, kasılma geçer. Bunların bir kısmı masum olup epilepsiye dönüşmeyebilir ancak sık sık ateşli havale geçiren çocukların mutlaka çocuk nörologları tarafından görülmesi ve bazı ilaçlarla epilepsi açısından tedbir alınması gerekir.

Epilepsi tanı ve tedavisi nasıl yapılıyor?

Nöroloji servisine gelen hastalardan önce hastalık öyküsünü alıyoruz. Epilepsi bulguları varsa, beyin dalgalarını değerlendiren EEG çekiyor ve elektriksel deşarjların sayısını, biçimini kaydediyoruz. EEG ile epilepsi tanısı konulduktan sonra beynin elektriksel yapısını bozan nedeni saptamak için (beyinde yapısal bir anormallik olup olmadığı, damarsal anevrizma veya tümör gibi nedenlerden mi kaynaklandığının anlaşılması amacıyla) MR çekiyoruz. Epilepsi tedavisinde kullanılan ilk ilaç 1912’de geliştirildi, son 10 yılda onlarca ilaç çıktı. Yine de ilk yıllardaki başarı oranları fazla geçilemedi. Her üç hastadan ikisinde ilaç tedavisiyle epilepsiyi kontrol altına alıp, hiç nöbet geçirmeyecek veya çok az nöbet geçirecek şekilde tedavi edebiliyoruz. Maalesef son yıllarda eklenen ilaçlarla da iyileşme oranını 2/3 düzeyinden yukarı çıkaramıyoruz, başarı şansımız yüzde 70′ler civarında. O zaman ikinci, üçüncü ilacı ekleyip kombine tedaviler yapıyoruz. Fakat kombine tedaviyle de istenen oranda bir başarı alınamıyor ve başka sorunlar ortaya çıkıyor.

İlaçlar uyku hali, sersemlik, özellikle çocukluk çağlarında öğrenme güçlükleri, kilo alma, adet düzensizlikleri gibi hormonal bozukluklara varan yan etkilere sebep olabiliyor. Dolayısıyla ilaçlar da bir açmaza yol açıyor. Son yıllarda teknolojinin gelişmesi ve görüntüleme teknolojisinin ilerlemesiyle birlikte epilepsi cerrahisi ön plana çıkmaya başladı. Eskiden görüntüleme teknolojisi çok zayıf olduğu için beynin içinde epilepsi odağını aramak iğneyle kuyu kazmak gibiydi, şimdi daha kolay. Bu odağı biliyorsak ve ilaçlarla kontrol edemiyorsak beklemek yerine uygun vakalarda erken cerrahiyle hastalığı tedavi ediyoruz.

15 May

ÜZÜM, ŞARAP VE PEKMEZ KANSIZLIĞI ÖNLEMİYOR!

Et ve sakatatta demir bol bulunuyor

Sağlıklı bir erkeğin damar yatağında 4,5 litre, kadının damar yatağında ise 4 litre kan dolaşıyor. Kanın görevi, dokulara gerekli olan oksijeni taşımak. Anemi, kişinin oksijen taşıma kapasitesinde azalma demektir. Aneminin pek çok nedenleri ve türleri var. Halkın en çok tanıdığı “demir eksikliği” sorunu aslında anemi ile nitelenen hastalıkların sadece bir tanesidir.

Acıbadem Maslak Hastanesi İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Önder, kan yapımında vücutta yeterli demir bulunmasının şart olduğunu belirterek 15-55 yaş grubundaki kadınlarda demir eksikliğinin sıkça görülmesinin nedenlerini şöyle özetliyor:

15-55 yaş dönemindeki aylık regl kanamaları
Hamilelikler ve emzirme
Düşükler, kürtajlar
Ameliyatlar
Başta mide-barsak kanalından olmak üzere uzun bir zamandan beri süregelen kan kayıpları

Tek Başına Soluk Cilt Kansızlık Belirtisi Değil

Cilt solukluğu genellikle kansızlığın muayene bulgularının başında geliyorsa da yanıltıcı olabiliyor. Prof. Dr. Oğuz Önder, soluk benizli olmanın kansızlığa dair bir ipucu olabileceğini, ancak avuç içleri, tırnak yatakları, göz içine bakılarak değerlendirilmesinin daha doğru olacağını belirtiyor.

Halsizlik, yorgunluk, enerjisizlik, egzersiz kapasitesinde kısıtlanma, hareket edildiğinde nefes nefese kalma ve kalp çarpıntısı aneminin derinliğine bağlı olarak görülen belirtiler arasında yer alıyor.

Bir de anemiye sebep olan tıbbi durumların tabloya eklediği başka belirti ve bulgular var. Kemik iliğinin ciddi hastalığına bağlı anemilerde sık tekrarlayan bakteriyel enfeksiyonlar, kanama ve çürümeler, küçük kızarık lekeler, kan hücrelerinin yıkımının hızlandığı durumlarda sarılık, iltihap veya enfeksiyon türü bir hastalığa eşlik eden ateş, terlemeler, kilo ve iştah kaybı gibi.

Demir Eksikliği En Çok Kadınlarda

Kadınlarda demir eksikliğinin erkeklere kıyasla çok daha sık ortaya çıktığına değinen Dr. Oğuz Önder, kan yapımında demirin temel bir girdi olduğunu vurguladı. Ancak sanıldığının aksine şarap, üzüm ve pekmezin kan yapıcı özelliklerinin demir içeriklerin düşük olması ve bitkisel kökenli demirin kana daha az geçmesi nedeniyle sınırlı olduğunu söyledi. Et ve sakatatta daha yüksek oranda demir bulunduğunu belirten Dr. Önder, diyetimizdeki esas demir kaynağını daha kolay emilen hayvansal kökenli demirin oluşturduğunu belirtti.

“Gıdalarımızla yeterli miktarda demir alıyor olsak da ikinci bir koşul, bunun ince barsaktan emilimin de sorunsuz olması. Kişinin birim zamanda vücuduna kazandırabildiği demirden daha fazlasını yitirmiyor olması da üçüncü bir gereklilik. Yaşamlarının önemli bir kesidinde yukarıda değinilen onlara özgü nedenlerden ötürü kadınların demir bilançoları negatif olabiliyor” dedi.

Anemilere Nedenlerine Göre Tedavi

Uygun kapsamda bir laboratuvar incelemesiyle anemi varlığı ve nedeni saptanabiliyor. Ulaşılan tanıların pek çoğunun tedavisinin bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Oğuz Önder, bazı örnekleri şöyle sıraladı:

Demir Eksikliği:

Bedenin demir eksikliğini giderecek, ağız yolu veya injeksiyonlar şeklinde ilaç tedavisi ve beslenme desteği veriyoruz. Demirden zengin gıdalarla beslenilmesi önem taşıyor. Vejetaryen ve tahıla dayalı beslenme biçimi sorunu yaygınlaştırabiliyor.

B12 Vitamini:

Demir eksikliği kadar olmasa da pratikte oldukça sık görülen B12 vitamini eksikliği de anemiye neden oluyor. Bu vitamin genellikle injeksiyonlar ile yerine konulduğunda anemi kolayca düzeltiliyor.

Tiroid Az Çalışıyorsa:

Anemi ortaya çıkıyor. Bu durumda hormon takviyesi yapılıyor ve kansızlık da diğer belirti ve bulgularla birlikte düzeliyor.

Diyaliz Hastalarında:

Kan yapımında gerekli olan “eritropoietin”, böbreklerde yapılıyor. Böbreklerin cerrahi olarak alınması veya çok daha sık olarak hastalık sonucu tahrip olması gibi nedenler anemiye yol açıyor. Diyalize girme durumuna yaklaşmış veya hayatını ancak düzenli dializ ile sürdürebilen hastalarda, ilaç olarak Eritropoietini injeksiyonlarla vererek anemi hafifletiliyor.

Kronik Hastalık Anemisi:

Hastanede yatmakta olan hasta nüfusunda batı ülkelerinde en sık görülen kansızlık nedeni “kronik hastalık anemisi” dir. Bu anemi türünün çok tatminkar tedavisi yok. Altta yatan hastalığı düzeltme yaklaşımı geçerli. Örneğin tüberkülozun, abselerin, kalp kapaklarına yerleşmiş müzmin enfeksiyonların başarıyla tedavi edilebilmesi durumunda kansızlık da kendi kendine düzeliyor.

Kan Yıkımı Ve Yapımının Hızlandığı:

Durumların bazılarında ilaç tedavileri ve gerektiğinde dalağın alınması ile süreç kontrol altına alınabiliyor. Doğuştan ve genetik olarak geçen anemiler de var. En sık karşılaşılanları Akdeniz anemisi ve orak hücreli anemi. Geçmişte bu hastalar için eldeki yegane tedavi sürekli ve düzenli kan transfüzyonları idi. Halen ağır kansızlıkla malul bazı hastaları kemik iliği veya kök hücre nakli ile normal bir yaşama döndürmek mümkün olabiliyor.

Kemik İliği Hastalığı:

Kemik iliğinde kan hücrelerini üreten kök hücrelerin hastalıkları, ya da kemik iliğine ait olmayan başka dokuların ve hücrelerin ilik alanını işgali sonucu oluşan anemiler de var. Burada kemik iliğinin asal öğeleri olmayıp orada biriken myelomu, lenfomayı, lenfoid lösemileri, metastatik solid tümör hücrelerini geriletmek anemiyi düzeltebiliyor. Kemik iliğindeki kök hücrelerin hastalıklarının tedavileri ise çoğu kez karmaşık, külfetli ve uzun soluklu. Kök hücre veya ilik naklini de içeren bu tedaviler değişik tanılarda belli oranlarda başarılı olabiliyor. Tedavisi mümkün olmayan durumlar ve hastalar da vardır.

15 May

Erken yaşta hamilelik hem anne hem bebek için zararlı

Ülkemizde özellikle kırsal kesimde sıkça rastlanan erken yaşta hamilelikler ve doğumlar anne adayının fiziksel ve psikolojik açıdan henüz gelişimi tamamlamış olduğundan pek çok komplikasyonu beraberinde getirir. VKV Amerikan Hastanesi Kadın Sağlığı Ünitesi uzmanlarından ve www.tupbebek.com sitesi medikal direktörü Dr. Senai Aksoy erken yaşta hamilelik ve doğumun anne ve bebek üzerindeki zararlarını anlatıyor.

Adolesan dönem çocukluk ile erişkinlik arasındaki evreyi tanımlar. Dünya Sağlık Örgütü’nün 10 – 19 yaş arası sınırlandırdığı bu dönemde kişi fiziksel, cinsel, psikolojik gelişimini tamamlar. Erken yaşta hamile kalan veya doğum yapan kadınlar, 20 – 29 yaş arasındaki kadınlarla karşılaştırıldığında, hamilelik dönemde yaşanan komplikasyonlarda ve anne ölümlerinde bir artış olduğu görülür.

Adelosan hamileliklerin tehlikeleri

Erken yaşta hamile kalıp doğum yapan kadınlarda görülen komplikasyonların artması, anne adayının fiziksel ve psikolojik açıdan henüz doğum yapmaya ve ebeveyn olmaya hazır olmamasından kaynaklanır.

Adelosan dönemde doğumların genelde zor geçmesine kalça kemiğinin (pelvis) henüz tam olarak gelişmemesi ve hala gelişim evresinde olması neden olur. Kadının zor bir doğum geçirmesi fistül (anüsten birkaç santimetre uzakta, apse sonucu oluşan akıntılı delikler), idrar ve dışkı kaçırma ve bunlara bağlı olarak kendini toplumdan soyutlama gibi sonuçlar doğurabilir.

Anne adayının yetersiz beslenmesi, bundan dolayı aneminin ortaya çıkması, düşük, erken doğum, hamilelikte hipertansiyon ve sezaryenle doğum yine erken yaşta hamileliğin neden olabileceği rahatsızlıklar arasında yer alır.

Erken yaşta hamilelik bebeği nasıl etkiler?

Yapılan araştırmalar bebek ölümlerinin 15 yaş altı annelerde, 20 yaş altındaki kadınlara göre çok daha yüksek olduğunu gösterdi. Ayrıca erken yaşta hamile kalan kadınların bebeklerinde gelişim geriliği ve erken doğum riski çok daha yüksek. Bunların dışında bebeğin düşük kilo ile dünyaya gelmesi ve nörolojik hastalıkların daha sık görülmesi adelosan hamileliklerin sonuçlarından bazıları. Nörolojik hastalıklar daha sonraki yaşlarda çocukta zeka geriliği, serebral palsi (Hastalık değildir. Bir grup nörolojik bozukluğu tanımlar.), epilepsi (sara) gibi sinirsel rahatsızlıkların görülmesine neden olur.

Yetişkinlik çağına erişmeden, erken yaşta hamile kalmak veya doğum yapmak sonuç olarak hem annenin hem de bebeğin sağlığını ciddi bir biçimde tehdit edebilir. Mümkün olduğunca bu tarz hamileliğin oluşması önlemeli ve kadına korunma yöntemleri, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, doğru beslenme gibi konularda eğitim verilmeli.

14 May

Burun estetiği ne zaman yaptırılmalıdır?

Op. Dr. Yakup Avşar, burun estetiği ameliyatları ilgili bilmeniz gerekenleri ve bahar alerjisinin burun ameliyatlarını nasıl etkilediğini anlattı…

Geliştirmiş olduğu mikro kesme yöntemi ile burun estetiği ameliyatları konusunda tüm dünyada otorite kabul edilen Op. Dr. Yakup Avşar, burun estetiği ameliyatları için en uygun zamanı şöyle tanımlıyor:

“Estetik cerrahinin yoğun olduğu bazı dönemler vardır ki; bunların başında ilkbahar gelir. İlkbahar mevsim ısısının uygun olması, kışın rehavetinin atılması ve ince kıyafetlerin giyilmeye başlaması ile kişilerde estetiğe ilgiyi arttıran bir mevsimdir. Her türlü estetik operasyonun rahatlıkla yapılabildiği bir mevsim olan ilkbahar ne yazık ki alerjik bünyeli kişilerde özellikle burun operasyonları için uygun olmaz. Bu yüzden burun estetiği yaptıracak olan hastalar için en ideal dönem yaz başlangıcıdır.

Burun ameliyatlarını izin dönemlerinde planlayan kişilerin özellikle alerjik bünyeye sahip olmaları durumunda bunu kış değil de yaz tatillerinde yaptırmaları uygun olacaktır. Burun ameliyatı olmak isteyenler, tatillerinin son haftasını ameliyata ayırmaları ve sonrasında güneşten korunmaları şartı ile yaz mevsiminde rahatlıkla ameliyat olabilirler.”

Çilek alerjisi olanlar dikkat

Estetik operasyonlar için en uygun mevsim sayılan ilkbahar, ne yazık ki şiddetli polen ve besin alerjisi olanlar için uygun mevsim değildir. Çilek, domates, bakla gibi alerjik gıdaların çıktığı ilkbahar, polenlerin havada uçuşmaya başlaması ve sonbahar gibi iklim değişiminin yaşandığı bir mevsim olması nedeniyle alerjik bünyeli kişilerde burun ameliyatına izin verdirmez. Özellikle de nisan ayından başlayıp, mayıs ortalarına kadar burun tıkanıklıkları ve hapşırık krizleri, gözlerde sulanma ve kaşıntı şikayeti olanların bir çoğunda kışın soğuk alerjisi dediğimiz soğuk havaya hassasiyet vardır. Soğuk alerjisi görülenlerin bir kısmında da ev içi tozları olarak bilinen maytlara karşı hassasiyet vardır. Bu sebeple alerjisi olan kişilerin burun estetiği operasyonlarını yaz mevsiminde yaptırması gerekmektedir.

Burun estetiğinde ilk sıradayız

Genetik mirasımızın bize sunduğu “Karadeniz tipi” burun şekli ile dünya genelinde bir prototipi yansıtıyoruz. Sıcak kanlı bir ırk olduğumuz için travmalara maruz kalma oranımız diğer ırklara göre çok daha fazla. Çocukluk döneminde top çarpmaları ile başlayan, düşme ve çarpmalarla devam eden travmalar nedeniyle ilerleyen yaşlarda burunda eğrilik ve nefes sıkıntıları görülmeye başlanıyor. Bahsedilen bu özelliklerden dolayı ülkemiz, burun estetiğinde ilk sırada yer alıyor.

Ağrısız tamponsuz burun ameliyatı

Op. Dr. Yakup Avşar’ın kendi tasarlamış olduğu tıbbi aletlerle mikro motor sistemini kullanarak yaptığı burun ameliyatları, hem hastaların ameliyattan önce planlanmış olduğu burun şekillerine kavuşmalarını, hem de burun yapısına bağlı olan nefes problemlerinin düzeltilmesini sağlıyor. Ameliyatın mikro kesme ve mikro törpüleme yöntemi ile yapılması iyileşmeyi dönemini kısaltıyor ve burun içine tampon konulmaması hapşırık krizlerini önlüyor. Böylelikle hasta bir hafta gibi kısa bir sürede normal yaşamına dönüş yapabiliyor.

14 May

Egzama bebeklik döneminde başlayabilir

Kaşıntı, kızarıklık, su dolu kabarcıklar egzama hastalarının en önemli şikayetleri arasında sayılıyor. Yaygın bir hastalık olan egzamanın daha çok yetişkinlerde görüldüğü bilinse de, bebeklik döneminde de görülüyor. Kadıköy Şifa Tıp Merkezi Ataşehir Dermatoloji Uzmanı Dr. Rukiye Kaymaz, egzama hakkında kapsamlı bilgi veriyor ve en çok merak edilen soruları yanıtlıyor.

Egzama terimi tahriş olmuş deriyi tanımlayan genel bir kavramdır. Akut egzama kırmızı, su dolu kabarcıklar şeklinde ve sızıntılı, kronik egzama kabuklu, kalın ve kahverengimsi olabilir. Egzama genellikle kaşıntılıdır. İritan kontakt egzama, alerjik kontakt egzama, nummuler egzama, atopik egzama gibi birçok formu görülebilir. Burada daha çok, sıklığı modern yaşam koşulları nedeniyle giderek artan ve bebeklikten itibaren rastladığımız atoopik dermatitten bahsetmek gerekir.

Atopik Dermatit veya Atopik Egzama

Atopi kelimesi deri, göz, burun ve akciğer mukozalarının alerjik hastalıklara eğilimini tanımlayan genel bir kavramdır. Genetik aktarım mevcuttur. Atopik ailelerde saman nezlesi, astım gibi alerjik olaylar sıktır. Ayrıca atopik dermatitit olarak adlandırılan döküntüler ve deri hassasiyeti mevcuttur. Hastaların %20’sinde aileden bir bireyde de bu durum mevcut olabilir.

Atopik dermatit tüm dünyada giderek yaygınlaşmaktadır. Hastalık tüm yaş guruplarında görülmekle birlikte en çok bebekler ve çocuklarda görülür. Deri döküntüleri kaşıntılıdır, vücutta yaygın veya belli bölgelerde sınırlanmış olabilir.

Atopik dermatit şiddeti sıklıkla çocukluk döneminden sonra azalır; ancak deri kuruluğu ve hassas deri özellikleri yaşam boyu devam eder.

Hastalık; bebeklik döneminde başladığında infantil egzama olarak adlandırılır. En çok saçlı deride ve yanaklarda görülür; fakat vücudun her yerinde de görülebilir. Kaşıntı nedeniyle çocuk başını, yanaklarını ve diğer alanları elleriyle, yastık ya da başka bir şey ile ovuşturur. Pek çok bebek 2 yaşından önce düzelir. Uygun tedaviler problem gerileyinceye kadar yardımcı olur.

Bebeklikten sonra lezyonlar hafifler; ancak kuru, kabuklu kronik egzama görünümünü alır. Ergenlik dönemi ve genç erişkinlerde, el ve ayak egzaması formunda sebat edebilir. Diğer sık görülen alanlar dirsek büklümü, diz büklümü, bilekler, yüz, boyun ve üst göğüs bölgesidir.

Atopik dermatit tanı ve tedavisi

Deri ve mukozalara ait çeşitli yakınma ve bulguların aile öyküsüyle bir arada bulunması tanı koydurur. Uygun, erken ve düzenli tedavi hastaları rahatlatır, hastalığın süresi ve şiddetini azaltır.

Atopik egzama klasik şekillerin dışında avuç içi, el sırt ve parmaklar ve ayaklarda kabuklanma, sızıntı, kalınlaşma şeklinde de görülebilir.

Atopik Dermatitle ilgili sorular ve yanıtları :

Bu durum alerjikse yiyeceklerin rolü nedir?

Kişiden kişiye değişmekle birlikte bazı gıdalar özellikle de astımlı bebek ve çocuklarda yakınmaları arttırır. Gıdaları denetlemek faydalı olabilir. Ani reaksiyonlara neden olan gıdalardan uzak durulmalıdır.

Çevresel faktörler önemli midir ve nasıl önlem alınabilir?

Temas alerjenleri (ör: sabun, metal) veya havayoluyla gelen alerjenlerin (ev tozu akarı, polen) uzaklaştırılması fayda sağlayabilir. Bazen toz taşıyan eşyalar (tüylü yastık, örtü, boyun atkısı, yatak örtüleri, yorgan, battaniye, halı, kilim, kumaş perde, yün ve diğer kumaşlı eşyalar) atopik egzamayı arttırabilir.

Aşı yöntemi saman nezlesindeki gibi faydalı mıdır?

Deri şikayetlerini arttırabilir.

Bu durumun tedavisi için ne yapılması gerekir?

Bir deri hastalıkları uzmanına başvurmanız gereklidir. Doktorunuz size alerjen ve tahriş edici maddelerden korunmada yol gösterecek ve doğru ürünlerle banyo alınması ve cilde uygun nemlendirici kullanımını tavsiye edecektir. Kış aylarında nemin azalması, kuruluğun artması nedeniyle atopik dermatit alevlenebilir. Yaz aylarında ise ani sıcaklık değişimleri, terleme artışı atopik egzamayı tetikleyebilir. Her iki durumda da doktorunuz size çeşitli tedavi seçenekleri ve bakım önerileri sunacaktır. Atopik dermatit sık karşılaşılan bir dermatolojik tablodur. Tedavi edilmediği takdirde yaşam kalitesini azalttığı gibi, bebeğin büyüme gelişimini de olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle egzama durumunda mutlaka bir dermatoloji uzmanından destek almanız gerektiğini unutmayın.